8 Ağustos 2009 Cumartesi

TSL Açılış: İ.B.B 1-1 Beşiktaş

Hani FM' de maçların sonu yazar ya "İBB will take this! but it was a bore draw" işte tam böyle bir gece oldu Olimpiyatta, bu stadın kaderindenmidir nedir ligte hiç tadı tuzu olmuyor buradaki maçların.

Bu gece gözüken bir gerçek ise Beşiktaş'ın da tadı tuzu yoktu. Geçen senenin ikinci yarısındaki hallerinden eser yok, tempo olarak üstünlüklerini rakibe kabul ettiremiyorlar çünkü topu efektif kullanamıyorlar. Yaratıcılık konusunda ciddi bir eksikliği var takımın bu artık sol açığa gelecek 10,5 numarayla mı yoksa orta 3'lüye gelecek bir 8-10 arası bir Decovari bir oyuncuyla mı çözülür onu bilemem. Orası Denizlinin problemi, ama kesin takviyeye ihtiyaçları var. Ya da takviye değil çok net bir sistem değişikliğine ihtiyaçları var, bağıra bağıra 4-4-2 oynayalım diyor takım. Benim elimde Bobo-Nobre hayatları boyunca öndeki santrafor olarak oynamış, Nihat-Holosko gibi yılların supporter forvet ikililerim olacak ben hala Tello'yu içe Yusuf'u sol açığa mahkum edeceğim. Bi dakika tutmazlar beni o koltukta futbolu bilmiyorum diye, ama deneyen Denizli kredi sonsuz tabi, hakketti adam. Tutturursa gene şapkadan tavşan çıkarmış olur bence.

Maçı değerlendirmeye geçersek, Beşiktaş fizik olarak yine iyi bir takım olacak bu sezon bunun avantajını da yine gördüler. 70' den sonra zaman zaman oluşan gelip geçici baskının A.Avcı'nın da takımı geri çekmesinin de etkisiyle hep bu fiziki dirilikten kaynaklandığı aşikar, hatta U.İnceman'ı da alarak iyice diri tutmaya çalıştı takımı Denizli ama olmadı çünkü bu sefer elinde kilidi açacak oyuncusu yoktu. Geçen sezon işi geçici çözüm Yusuf'a havale eden Denizli bu sefer onu ilk devre oynatarak kendini kilitledi. Yusuf bu sezon kulübeden takıma katılırsa bence daha etkili olacaktır. İlk yarı su molasından sonra biraz hareketlendi maç Yusuf ve Tello yer değişikliği biraz daha topu Beşiktaş'ta tuttu. Tello soldan iyi 2-3 orta da kesti ama gol sağdan gelen topla oldu. Burada Fink' e bir parantez açabiliriz, ne de olsa Alman işte adam hamuru disiplin ile yoğurulmuş asla kopmuyor oyundan ve hep kafası yukarıda oynuyor. Gole kadar bu adam ile Cisse arası ne fark var diye düşünüyordum şut gelince düğüm çözüldü. Fink sadece bir "ön libero" değil eğer kullanmak isterseniz hücum konusunda da aynı Ernst'in yer yer yaptığı katkı kadar katkıyı takıma sağlayabiliyor. Açık konuşayım bu ikili TSL'nin en iyi "box to box" orta saha oyuncuları bence, bunu mutlaka kullanmalı Denizli. 3. adama ihtiyaçları yok önlerine bir 8-10 arası topçu gelse şiir gibi futbol çıkardı orta alanda misal Elano. Dövünsün dursun Demirören, Denizli de profilinde "winger" yazan Tello'ya umut bağlasın arada bir de Yusuf ve Nihat'a.

Nihat konusu ise ayrı bir konu, evet bir gerçek var ki Nihat takıma ısınmalı ama bence daha önemli bir problemi var Beşiktaş'ın takım Nihat'a ısınamamış. Geçen sene bu sistem de oynayan adamlar alışmışlar belli ölçüde yapıya ama Nihat oyundayken kafaları karışıyor. Bir arkada Nihat görüyoruz, Tello solda sonra vazgeçiyorlar Nihat sağa Bobo sola kayıyor. Allah'tan bu sefer Nobre ile oynamadı. Dediğim şu ki Nihat Türk Futbolu için büyük bir değerdir, yuvasına dönmesi çok güzeldir. Ama Ne Avrupa'da(hep supporter forvet oynadı) ne de geçmişte Beşiktaş'ta 4-3-3 oynamayan(tek tecrübesi F.terim Euro 2008 Portekiz faciası bir devre) bir Nihat'ı alıp ondan bir kanat/forvet evrilmesini beklemek bence ütopik kaçıyor. Bu birliktelik Chelsea-Shevchenko işine dönmez umarım.

İ.B.B ise bence 11 olarak fena değil ama bu Rijkaard mi, total futbol muhabbetleri mi, yoksa Şampiyon geçen sene böyle olundu diye düşündüklerinden mi bilemiyorum. Bu sene ligde çok 4-3-3 oynayan takım göreceğimiz belli oldu. Herkes bunun varyasyonlarını oynayacak gibi duruyor. İ.Akın sahanın en iyisiydi özellikle yoruluna kadar hücum yükünü sırtladı İ.B.B'nin attığı gol ise hakikaten oturup ağlanacak cinsten. Saf yetenek akan şu adam nasıl olur da atlar, gece hayatı(hala bir istanbul takımında) tutunamaz şu büyüklerde anlayamıyorum. A.Avcı' ya şimdiden başarılar sezon için, geleneklerini devam ettirdiler biraz daha kaliteli rotasyon takviyeleri ile lige tutunacaklardır.

Ve son olarak gelelim Denizli'ye eleştirimiz basit, sistem konusunda hata yapıyor ve takımla çok oynuyor. Bir de şu ters ayak muhabbetini aşsa (Fink sol iç, Tello sağ iç başladı maça) süper olurdu. Yeni takıntım ise bambaşka Denizli'ye, dakika4 ısınma bölgesinde 3 oyuncu ısınmaya başlamış ve ikisi ilk devre sonunda, biri 80 civarı üçlü oyuna dahil oluyor. Bence tam bir komedi bu durum, benim bildiğim teknik adamlar oyunun gidişatına, aksayan yanına göre önce kimin çıkması gerektiğine karar verir sonrasında nasıl bir hamle yapması gerekliyse ona göre oyuncu hazırlayıp oyuna dahil eder. Ama burda sistem tam ters, adamlar takımın 11'i gibi maç başlamadan ısınmaya başlıyorlar, devrede onlar çıkacak ben girecem diye garip değil mi? Denizli ilginç bir adam... Özlemişiz biz de futbolu , yazı bile biraz uzun olmuş sanki...

0 yorum:

Yorum Gönder